Sepet hacmi… Kategori getirisi… Planogram v.s. Perakende sektörünün içinde olan üç aşağı beş yukarı herkesin aşina olduğu terimler… Peki tüm bu terimler biraraya geldiğinde ortaya ne çıkar? Kategori kaptanlığı? Evet!

FMCG sektöründe değilim. Ancak yaptığım işten ötürü perakendeyi çok iyi tanımak zorundayım. Hal böyle olunca, perakende kanalındaki tüm yenilikleri takip etmeye ve geçmişte yapılan işleri incelemeye çalışıyorum. Kategori kaptanlığı ilginç bir yöntem. Şöyle ki, ABD’de uzun yıllardır yapılıyor, ülkemizde ise örnekleri olmakla beraber aslında tam anlamıyla kat-kap projeleri çok yeni. Bunun belki de en büyük nedeni perakendeci yapılarının ülkemizde çeşitlilik göstermesi. Bazı perakendeciler, in-store’da yenilikleri daha kolay absorbe edebilirken, diğerleri bu hıza ayak uyduramayabiliyor. Öte yandan, haklı olarak tüm perakendeciler kendi marka kimliklerinden ve prensiplerinden ödün vermek istemiyorlar. Peki, kat-kap iyi yönetilirse bu sorunlar aşılır mı? Elbette.
Kategori kaptanlığı, perakende mağazalarında, ürün kategorisini “alışverişçi” odaklı bir şekilde yeniden düzenlemektir. Kategori kaptanlığında, kaptanlık yapılan kategori için seçilen hedefleri yerine getirmek esastır. Kategori kaptanı ise kategorinin yönetiminde perakedecilere destek olarak, tüm kategorinin karlılığını ya da cirosunu maksimize etmeyi hedefleyen üreticidir. Kategori kaptanlığı, kategori yönetimi ile benzer olsa da aslında farklıdır. Kategori yönetimi, perakende mağazalarında ürün kategorisini bir iş ünitesi gibi kullanarak yönetmektir. Kategori yönetimi, perakendecilerin dikkatini markadan, kategori düzeyinde amaçlara yöneltir. Yani kategori yönetimi, perakendeci tarafını ilgilendiren bir konudur.

Kategori kaptanlığı, herkesin kazanabileceği bir yöntemdir. Kat-kap ile hem perakendeci, hem üretici/distributör , hem tüketici hem de rakipler kazanabilir. Yeter ki, kategori uygun şekilde yönetilsin! Uygun yönetilmekten kasıt aslında çok basit bir matematik hesabı. Örnekle açıklamak gerekirse; A markası kategoride, pazarın %70’ini elinde bulunduruyor, rakip B’nin ise pazar payı %20, %10’luk diğer pay ise küçük oyuncular arasında paylaşılıyor. Kategorinin X perakende mağazasındaki yıllık toplam getirisi 100 br, (ya da sepet hacmi 0,5 br.) Burada şu detayları belirtmekte fayda var: Kategori kaptanlığının en önemli kurallarından birisi kategoriyi pazar paylarına göre düzenlemektir. Bu durumda daha çok tüketicisi olan ürünler, raf önünde daha çok sergileneceği için kategorinin getirisi artacaktır. Ayrıca in-store’da tüm kategoriyi öne çıkaracak işler yaptığınız için kategorinin sirkülasyonu katlanacaktır. Örneğe dönecek olursak, kat-kap sonucunda kategorinin getirisinin 200 br’me yükseldiğini varsayalım. Bu durumda pazar liderinin geliri 70’den 140’a çıkarken, rakibinki 20’den 40’a yükselecektir. Yani win-win… Ayrıca, perakendeci sepet hacmini atırarak değer elde edecektir.
Kategori kaptanlığının belli başlı kuralları var. Aslında bunlar, birçok pazarlamacının bir şekilde bildiği ama tam olarak nerede kullanılacağını kestiremediği kurallar. Şimdi bunları kısaca açıklamaya çalışacağım;
Sekiz Adım Kuralı (The Classic Eight Steps)

Sekiz adım kuralı, kategori kaptanlığının guidline’ı gibi düşünülebilir. Çünkü sekiz adım kuralı, kat-kap yapacaklar için takip edilmesi gereken adımları anlatır. İlk adım kategoriyi tanımlamaktır. Kategoriyi tanımlarken kategori içerisinde yer alan tüm ürünleri alt kategorilere, segmentlere ayırmak önemlidir. İkinci adım ise tüketiciyi, üreticiyi, dağıtımcıyı, perakendeciyi düşünerek hazırlanmış bir analize dayanarak bir hedef belirlemektir. Üçüncü adımda kategorinin halihazırdaki performansı belirlenir. Bu noktada kalitatif ve kantitatif araştırmalar yapmak hayati önem taşır. Dördüncü adım ise rakamsal hedeflerin yazıldığı ve bir check-list gibi sürekli kontrol edilmesi gereken bir skor kartı hazırlamaktır. Beşinci adımda kategori kaptanlığı esnasında yürütülecek strateji belirlenir. Altıncı adımda ise taktikler kurgulanır. Yedinci adım, işlerin örnek mağazaya uygulanmasıdır. Sekizinci adım ise tüm yapılanların tekrar gözden geçirilmesidir.
NADIAS Kuralı

Büyük üreticilerden birinin CEO’su şöyle bir söz sarfetmişti: “Biz ürün değil, ihtiyaç üretiriz.” İktisat kökenli biri olarak diyebilirim ki, evet, zor olan ihtiyaçları gidermek değil yeni ihtiyaçlar üretebilmektir. O yüzden kategori kaptanlığı sürecinde göz önünde bulundurulması gereken ilk nokta ihtiyaçlardır. Eğer hiç var olmayan bir ihtiyacı ortaya çıkarabiliyorsanız, bunu yapmaktan çekinmeyin! Elbette ihtiyaç üretmek tek başına yeterli değil. Bu ihtiyacın farkında olmak gerekir. Yani bu ihtiyaçla ilgili farkındalık yaratmanız elzemdir. Farkında olmak, arzuya dönüşmezse satışa da dönüşmez. O halde, o ihtiyacı gidermek için arzunun oluşması gerekir. Arzu, ilgiye; ilgi ise aksiyona yani satın almaya dönüşmelidir. Elbette günün sonunda, o ihtiyacınızın karşılanması ve bundan tatmin duymanız gerekir. İşte NADIAS kuralı budur!
Bu yazımla kategori kaptanlığı ile ilgili küçük bilgiler vermeye çalıştım. Ancak elbette kat-kap, birkaç paragrafta açıklanacak bir yöntem değil; çok komplike ve girift yönleri var. İlerleyen zamanlarda bu konuya tekrar dönüp, daha detaylı bilgiler ve uygulanmış örnekler vermeye çalışacağım.