Bireyin haber alma hakkı temelinde gazetecilik, en saygın meslekler arasında yer almaktadır. Gazetecilik bir meslek olarak sıkı etik değerler ve mesleki kurallar üzerine oturmaktadır. Bu nedenle gazetecilik, belirli kalifikasyonlar ve bilgi birikimi gerektirir. Son 20 yıldır teknolojinin, özellikle internetin dramatik gelişimi, bilgi aktarımını kolaylaştırarak yeni gazetecilerin doğuşunu beraberinde getirdi. Ancak bu yeni “amatör” gazeteciler, gerçek anlamda “gazeteci” midir?
Giriş bölümünde de belirttiğim gibi gazetecilik birçok meslekte yer almayan etik kurallara sahiptir. Bu kurallar uzun yıllar içerisinde, farklı komisyonların katkıları ile geliştirilmiştir. Hal böyle olunca gazetecilik, önemli bir mesleki bilinç ve bilgi birikimini gerektirir. Gazetecilik salt haber verme değildir ya da her haber ileten kişi gazeteci sayılamaz. Aynı zamanda her bilgi haber olarak nitelendirilemez. Sabah kalktığınızda Twitter’dan o günün gündemine dair birçok bilgiye erişebilirsiniz ancak bu gazetecilik değildir. Gazetecilik bir disipline, analize, açıklamaya ve içeriğe gereksinim duyar. Gazeteciliğin bilgiye eklediği değer, yargı, analiz ve açıklamadır; gazeteciliği bloggerlıktan ayıran da budur (Bunz, 2009).
Haberlerin okuyuculara ulaşması kadar onların nasıl üretildiği de son derece önemlidir. Genellikle sosyal medyada, yurttaş gazeteciler tarafından aktarılan bilgilerin kaynağı yine ana akım medyadır. Ana akım medyada haberler, belirli mesleki kurallar çerçevesinde üretilmektedir. Bu kurallar gazeteciliğin sınırlarını belirler ve gazeteciliği salt bilgi vermeden ayırır. Ana akım medyada haber üreten gazeteciler belirli mekanizmalarca denetlenir. Bu denetim üretilen haberin doğruluğunu ve güvenilirliğini koruma amacı gütmektedir. Ancak sosyal medya nispeten daha kuralsız ve denetim mekanizmasının olmadığı bir mecra olması sebebiyle, burada üretilen “haber”in güvenilirliği son derece sınırlıdır. Öte yandan sosyal medyanın devrimi ve yurttaş gazetecilerin etkisi yadsınamaz.
Sosyal medyanın devriminin gazeteciliği öldüreceği öngörüsüne rağmen birçok çevre bu devrimin bir son değil, aksine daha şeffaf ve daha demokratik bir medyanın başlangıcı olduğu konusunda hemfikirdir (Harper, 2010). Sosyal medya, şüphesiz, ana akım medyaya göre daha interaktif bir mecradır. Bu etkileşim, beraberinde daha güçlü ve daha aktif bir kitleyi beraberinde getirmektedir. Bu kitle, daha önce olmadığı kadar haberin içine dahil olmakta ve haberin içeriğinin düzenlenmesine etki etmektedir. Bu durum belki de, yurttaş gazeteci olarak adlandırılan bloggerların ve diğer internet yazarlarının popülerleşmesindeki en büyük sebeptir.
1997 yılında bir grup programcının internette beğendikleri siteleri yorumlamasıyla başlayan bloggerlık (Çakıcı, 2005’ten aktaran Dilmen) bugün geldiği noktada yeni bir gazetecilik tanımının temelini oluşturmaktadır. Teknolojinin, özellikle internetin göstermiş olduğu gelişim ile bilgi aktarımının kolaylaşması, gazeteciliğe bir hobi olarak yaklaşan bir kesimin doğuşuna neden olmuştur. Nispeten daha kuralsız ve denetimsiz bu kitle, blog siteleri sayesinde, düşüncelerini dünyanın farklı köşesindeki farklı kesimlere iletme şansını yakalamıştır. Başta “life-style” ve “hobby”ler hakkında yazılan yazılar, zamanla daha “ciddi konular”a doğru bir eğilim göstermiştir. Böylece literatür, “yurttaş gazeteciliği” kavramına kavuşmuştur. Yurttaş gazeteciliği, en ilkel anlamıyla, gazetecilik ile ilgili herhangi bir resmi eğitimi olmayan kimselerin internet üzerinden haber iletmesidir. Bu yeni kavram beraberinde büyük tartışmalar getirmiştir. BBC Küresel Haberler Bölümü direktörü Richard Sambrook, sosyal medyanın kısa vadedeki etkilerinin abartıldığını, uzun vadedeki etkilerinin ise yeterince önemsenmediğini belirtmektedir. Ana akım medya, sosyal medyayı kabullenmekte ancak kimse sosyal medyanın uzun vadedeki etkisini göz önünde bulundurmamaktadır. Sosyal medya, aslında, haberin üretildiği ortam değildir. Sosyal medyanın gelişimi ile ortaya çıkan yurttaş gazetecilere (citizen journalists) rağmen, eşikbekçileri hala gazetecilerdir (Bunz, 2009). Kısacası gerçek gazeteciler tarafından üretilen haberler, yurttaş gazeteciler tarafından sosyal medyaya aktarılmaktadır.
Washington Post’un köşe yazarı John Kelly’ye göre sosyal medya, yalnızca yurttaş gazeteciliğin gelişimi için değil, aynı zamanda ana akım medyanın okuyucularına erişmesi için de son derece önemlidir. Zira, Daily Telegraph gazetesinin web sitesini ziyaret edenlerin %8’i sosyal medyadan gelmektedir. Reuters’dan Jonathan Ford, Reuters gibi büyük ajanlar için sosyal medyanın hesaba katılmasının oldukça zor olduğunu belirtmektedir. Reuters’da da sosyal medya, finansal çevrede gelişti. Obama’nın danışmanı iktisatçı Paul Krugman gibi birçok ekonomist, makalelerini sosyal medyada yayınlamaktadır (Bunz, 2009).
Sosyal medyanın önemli karakterleri yurttaş gazetecilerin etik olarak denetlenememesi oldukça önemli bir sorundur. Bu sorun, belirli bir noktada, bu yazarların/bilgi aktarıcıların gazeteci olarak görülmemesinin bir sebebidir. Ancak yine de sayıları her geçen gün artan yurttaş gazeteciler, yeni medyanın şekillenmesinde önemli rollere sahiptirler.
NOT: Yukarıda anlatılanlar göz önüne alındığında kendim de bir yurttaş gazeteciyim. Bu sorumlulukla, yazılarımda mümkün olduğunca etik değerleri, kişi hak ve özgürlüklerini gözetmeye çalışmaktayım. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, internet doğası gereği özgür bir ortamdır. Yine de sürç-i lisan ettiysek affola…
KAYNAKÇA
Bunz, Mercedes. 2009. “How Social Networking Is Changing Journalism”. guardian.co.uk.
Harper, Ruth A. 2010. “The Social Media Revolution: Exploring The Impact on Journalism and News Media Organizations”. studentpulse.com.
Dilmen, Necmi Emel. ?. "Yeni Medya Kavramı Çerçevesinde İnternet Günlükleri".