2 Nisan 2012 Pazartesi

THY’NİN PINTEREST YORUMU: WINTEREST


Pinterest’in yükselişini yakından takip edenlerdenim. Türkiye’de henüz beklediğim bilinirliğe ulaşamadı ancak bazı öncü markalar var ki, bugün yaptıkları çalışmaların meyvelerini ileride toplayacaklarına adım gibi eminim. Onların bu cesaretini ve ileri görüşlülüğünü ayakta alkışlıyorum.

Pinterest’i aktif olarak kullanan birkaç marka var Türkiye’de… Aklıma ilk gelenler THY, Markafoni, Beyazkutu ve Trendyol oluyor… THY’yi dışarıda bırakırsak diğer markalar aynı işi yapıyorlar: Moda… Giyim markaları için Pineterest biçilmiş kaftan; ziyaretçi sayısı her geçen gün azalan kurumsal web sitelerindeki lookbooklarını artık Pinterest’e taşıyor bu markalar. Pinterest sadece modacılar için değil, tüm markalar için önemli bir mecra. Pinterest biraz daha kadınların ilgi alanına girecek bir mecra gibi görünse de -dürüst olmak gerekirse benim de kanaatim bu yöndeydi- aslında doğru kullanımla farklı hedeflere ulaşmak mümkün Pinterest’te.

THY “Winterest”le, Pinterest’i ne kadar iyi anladığını çok net bir şekilde gösterdi. Winterest’te, THY’nin Pinterest sayfasında paylaştığı resimleri takip ediyorsunuz ve o resimlerin hangi şehre ait olduğunu tahmin etmeye çalışıyorsunuz. Doğru tahmin edenler gidiş-dönüş uçak bileti kazanma şansı yakalıyor. Winterest’in bir de Facebook uygulaması bulunuyor. Ayrıca Winterest’in iletişimi Facebook üzerinden yoğun bir şekilde yapılıyor.

Pinterest’in gelişimi kadar markaların Pinterest’e artan ilgisi de beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. Önümüzdeki günlerde Pinterest’in adını pazarlama adına daha çok duyacağız sanırım.

1 Nisan 2012 Pazar

YURTTAŞ GAZETECİLİK TARTIŞMASI

Bireyin haber alma hakkı temelinde gazetecilik, en saygın meslekler arasında yer almaktadır. Gazetecilik bir meslek olarak sıkı etik değerler ve mesleki kurallar üzerine oturmaktadır. Bu nedenle gazetecilik, belirli kalifikasyonlar ve bilgi birikimi gerektirir. Son 20 yıldır teknolojinin, özellikle internetin dramatik gelişimi, bilgi aktarımını kolaylaştırarak yeni gazetecilerin doğuşunu beraberinde getirdi. Ancak bu yeni “amatör” gazeteciler, gerçek anlamda “gazeteci” midir?

Giriş bölümünde de belirttiğim gibi gazetecilik birçok meslekte yer almayan etik kurallara sahiptir. Bu kurallar uzun yıllar içerisinde, farklı komisyonların katkıları ile geliştirilmiştir. Hal böyle olunca gazetecilik, önemli bir mesleki bilinç ve bilgi birikimini gerektirir. Gazetecilik salt haber verme değildir ya da her haber ileten kişi gazeteci sayılamaz. Aynı zamanda her bilgi haber olarak nitelendirilemez. Sabah kalktığınızda Twitter’dan o günün gündemine dair birçok bilgiye erişebilirsiniz ancak bu gazetecilik değildir. Gazetecilik bir disipline, analize, açıklamaya ve içeriğe gereksinim duyar. Gazeteciliğin bilgiye eklediği değer, yargı, analiz ve açıklamadır; gazeteciliği bloggerlıktan ayıran da budur (Bunz, 2009).

Haberlerin okuyuculara ulaşması kadar onların nasıl üretildiği de son derece önemlidir. Genellikle sosyal medyada, yurttaş gazeteciler tarafından aktarılan bilgilerin kaynağı yine ana akım medyadır. Ana akım medyada haberler, belirli mesleki kurallar çerçevesinde üretilmektedir. Bu kurallar gazeteciliğin sınırlarını belirler ve gazeteciliği salt bilgi vermeden ayırır. Ana akım medyada haber üreten gazeteciler belirli mekanizmalarca denetlenir. Bu denetim üretilen haberin doğruluğunu ve güvenilirliğini koruma amacı gütmektedir. Ancak sosyal medya nispeten daha kuralsız ve denetim mekanizmasının olmadığı bir mecra olması sebebiyle, burada üretilen “haber”in güvenilirliği son derece sınırlıdır. Öte yandan sosyal medyanın devrimi ve yurttaş gazetecilerin etkisi yadsınamaz.

Sosyal medyanın devriminin gazeteciliği öldüreceği öngörüsüne rağmen birçok çevre bu devrimin bir son değil, aksine daha şeffaf ve daha demokratik bir medyanın başlangıcı olduğu konusunda hemfikirdir (Harper, 2010). Sosyal medya, şüphesiz, ana akım medyaya göre daha interaktif bir mecradır. Bu etkileşim, beraberinde daha güçlü ve daha aktif bir kitleyi beraberinde getirmektedir. Bu kitle, daha önce olmadığı kadar haberin içine dahil olmakta ve haberin içeriğinin düzenlenmesine etki etmektedir. Bu durum belki de, yurttaş gazeteci olarak adlandırılan bloggerların ve diğer internet yazarlarının popülerleşmesindeki en büyük sebeptir.

1997 yılında bir grup programcının internette beğendikleri siteleri yorumlamasıyla başlayan bloggerlık (Çakıcı, 2005’ten aktaran Dilmen) bugün geldiği noktada yeni bir gazetecilik tanımının temelini oluşturmaktadır. Teknolojinin, özellikle internetin göstermiş olduğu gelişim ile bilgi aktarımının kolaylaşması, gazeteciliğe bir hobi olarak yaklaşan bir kesimin doğuşuna neden olmuştur. Nispeten daha kuralsız ve denetimsiz bu kitle, blog siteleri sayesinde, düşüncelerini dünyanın farklı köşesindeki farklı kesimlere iletme şansını yakalamıştır. Başta “life-style” ve “hobby”ler hakkında yazılan yazılar, zamanla daha “ciddi konular”a doğru bir eğilim göstermiştir. Böylece literatür, “yurttaş gazeteciliği” kavramına kavuşmuştur. Yurttaş gazeteciliği, en ilkel anlamıyla, gazetecilik ile ilgili herhangi bir resmi eğitimi olmayan kimselerin internet üzerinden haber iletmesidir. Bu yeni kavram beraberinde büyük tartışmalar getirmiştir. BBC Küresel Haberler Bölümü direktörü Richard Sambrook, sosyal medyanın kısa vadedeki etkilerinin abartıldığını, uzun vadedeki etkilerinin ise yeterince önemsenmediğini belirtmektedir. Ana akım medya, sosyal medyayı kabullenmekte ancak kimse sosyal medyanın uzun vadedeki etkisini göz önünde bulundurmamaktadır. Sosyal medya, aslında, haberin üretildiği ortam değildir. Sosyal medyanın gelişimi ile ortaya çıkan yurttaş gazetecilere (citizen journalists) rağmen, eşikbekçileri hala gazetecilerdir (Bunz, 2009). Kısacası gerçek gazeteciler tarafından üretilen haberler, yurttaş gazeteciler tarafından sosyal medyaya aktarılmaktadır.

Washington Post’un köşe yazarı John Kelly’ye göre sosyal medya, yalnızca yurttaş gazeteciliğin gelişimi için değil, aynı zamanda ana akım medyanın okuyucularına erişmesi için de son derece önemlidir. Zira, Daily Telegraph gazetesinin web sitesini ziyaret edenlerin %8’i sosyal medyadan gelmektedir. Reuters’dan Jonathan Ford, Reuters gibi büyük ajanlar için sosyal medyanın hesaba katılmasının oldukça zor olduğunu belirtmektedir. Reuters’da da sosyal medya, finansal çevrede gelişti. Obama’nın danışmanı iktisatçı Paul Krugman gibi birçok ekonomist, makalelerini sosyal medyada yayınlamaktadır (Bunz, 2009).

Sosyal medyanın önemli karakterleri yurttaş gazetecilerin etik olarak denetlenememesi oldukça önemli bir sorundur. Bu sorun, belirli bir noktada, bu yazarların/bilgi aktarıcıların gazeteci olarak görülmemesinin bir sebebidir. Ancak yine de sayıları her geçen gün artan yurttaş gazeteciler, yeni medyanın şekillenmesinde önemli rollere sahiptirler.

NOT: Yukarıda anlatılanlar göz önüne alındığında kendim de bir yurttaş gazeteciyim. Bu sorumlulukla, yazılarımda mümkün olduğunca etik değerleri, kişi hak ve özgürlüklerini gözetmeye çalışmaktayım. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, internet doğası gereği özgür bir ortamdır. Yine de sürç-i lisan ettiysek affola…

KAYNAKÇA
Bunz, Mercedes. 2009. “How Social Networking Is Changing Journalism”.  guardian.co.uk.
Harper, Ruth A. 2010. “The Social Media Revolution: Exploring The Impact on Journalism and News Media Organizations”. studentpulse.com.
Dilmen, Necmi Emel. ?. "Yeni Medya Kavramı Çerçevesinde İnternet Günlükleri".

3 Şubat 2012 Cuma

BERKANT AVCI (ALTCMD) VE EMRE BOZTEPE (DUSUNENHAYVAN) RÖPORTAJI


Ekşi Sözlük’teki entryleri ile tanınan Ekşi Sözlük’ün kurumsal iletişim direktörü ve Social IQ’nun kurucu ortaklarından Emre Boztepe (dusunenhayvan) ile Twitter üzerinden canlı röportaj gerçekleştirdim. İşte o röportaj;

@altcmd: Ekşi Sözlük yazarlarından Emre Boztepe (dusunen hayvanin onde gideni) ile canlı röportaj birazdan başlıyor.

@altcmd: Merhaba Emre, hoşgeldin.

@dusunenhayvan: hoşbulduk.

@altcmd: Öncelikle, bu ilginç röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim.

@dusunenhayvan: ben teşekkür ederim.

@altcmd: Ekşi Sözlük farklı bir topluluk; kendine ait bir dili ve kültürü var. Sen Sözlük’ü nasıl tanımlıyorsun?

@dusunenhayvan: dijital bir katkı sunma/öğrenme mabedi.

@altcmd: Ekşi Sözlük, aynı zamanda bir sosyal paylaşım platformu. Sözlük bakışıyla bize sosyal medyayı tanımlayabilir misin?

@dusunenhayvan: sosyal medya iletişim becerisinin basit iletişim enstrümanlarıyla kitleselleştiği bir alan.

@altcmd: Sözlük kurulduğunda, sosyal medya diye bir kavram yoktu. Şimdi Sözlük, kendini sosyal medyanın bir parçası olarak görüyor mu?

@dusunenhyavan: sosyal medya o zamanlarda da var aslında. sadece bu sosyal medyadır diye tanımlanmamış. sözlük de bunun bir parçası tabii ki.

@altcmd: Sosyal medyanın yarattığı ünlüler var; PuCCa, Ceri Levis gibi… Sözlük’ten böyle bir ünlü çıktı mı? Entryleri kitaplaştırılan?

@dusunenhayvan: angutyus nickli yazarın sözlükte yazdığı hikayenin kitabı çıktı. başka bildiğim yok. ancak birçok sosyal medya ünlüsü sözlük yazarı.

@altcmd: Yazarlar arası etkileşim nasıl? Dışarıdan “Sözlük’te herkes birbirini tanır” gibi bir algı var. Bu ne kadar doğru?

@dusunenhayvan: birbirini tanıyan kitle sözlük geneline vurulduğunda kısıtlı ancak dışarıdan herkes birbiriyle etkileşim halinde gibi görünüyor.

@altcmd: Tanıdıklarımın birçoğu yazar olmak için çok hevesliler. Herkes yazar olabilir mi?

@dusunenhayvan: 10 entry’i formata uygun giren herkes teknik olarak yazar olabilir.

@altcmd: Neden böyle bir prosedüre ihtiyaç duyuyorsunuz? Sadece “işi zorlaştırmak” için değil sanırım.

@dusunenhayvan: var olan bir yapı var ona azami olarak uyum sağlayacak insanların yazar olması sağlanıyor.

@altcmd: Merak edilen bir diğer konu da Ekşi Sözlük’ün ofisi. Ofis’te yaşam nasıl? Yani Sözlük’teki o rahat ortam, ofis için de geçerli mi?

@dusunenhayvan: oldukça keyifli bir ortamı var evet.

@altcmd: Ekşi Sözlük’ten sonra başka sözlükler de kuruldu; İnci Sözlük gibi… Bu sözlükleri nasıl buluyorsun. Arada bir rekabet var mı?

@dusunenhayvan: önce bir şey çıkar sonra suretleri çıkar sonra suretler bir şekilde kendi alanını oluşturur diğer sözlükler de bu sürecin bir sonucu.

@altcmd: Ekim ayında Türk internet kullanıcıları 6 saatini sosyal medyaya ayırmış. Bu gelişimi nasıl değerlendiriyorsun?

@dusunenhayvan: bilgisayara ve internete ulaşma imkanının artmasına J

@altcmd: FB kullanıcı sayısı 1 milyara yaklaşıyor. Sosyal medyanın bu gelişimi ne kadar devam eder. Bir doyum noktası var mı sence?

@dusunenhayvan: bir doyum noktası olacağını sanmıyorum. iletişim devam ettiği sürece sosyal medyada devam eder, sadece enstrümanları değişir.

@altcmd: Şu anda aktif olarak Sözlük’e yazan kaç tane yazar var?

@dusunenhayvan: http://www.eksisozluk.com/stats.asp?id=1-1

@altcmd: Bugüne kadar yaşadığınız en ilginç olay neydi Ekşi’de? Sedat Bey’in "Yozgatlı polis" hikayesi var. Sizin var mı böyle?

@dusunenhayvan: ilginç değil ama biri geçtiğimiz haftalarda olmak üzere sözlüklerde yazdıklarımla ilgili olarak üç kere ifade vermeye gittim.

@altcmd: Evet son soru, bu ay Ekşi’nin 13. yaşını kutluyorsunuz. Bir party hazırlığı var mı?

@dusunenhayvan: bi festival hazırlığımız var.

@altcmd: Emre, beni kırmadığın ve konuğum olduğun için çok teşekkür ederim.

@dusunenhayvan: rica ederim.

@altcmd: Bugün konuğum Ekşi Sözlük’ten Emre Boztepe’ydi. Röportajın tamamını ilerleyen saatlerde, sosyalmedyacalismalari.blogspot.com’da bulabilirsiniz. Sevgiler.

31 Ocak 2012 Salı

TWITTER'DAN CANLI RÖPORTAJ

Sosyal medya kültürü, yaratıcılığınızı zorlamanız için size büyük imkanlar sunuyor. Küçük bir fikir büyüyüp, kitlelere ulaşabiliyor. Bu kültür beni de etkiliyor elbette... Kendi sınırlarımı zorlayabilmek için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorum. Birazdan anlatacağım fikir de işte bu şekilde ortaya çıktı!

Uzun zamandır, Sosyal Medya Çalışmaları'nda yayınlayacağım bir röportaj fikrine sahibim. Ancak, bu röportajı kiminle ve nasıl yapacağıma bir türlü karar veremiyordum. Sonunda bu röportajı Ekşi Sözlük'ten bir yazarla yapmaya karar verdim. Aklıma ilk gelen kişi Sedat Kapanoğlu'ydu ancak kendisinin yoğun temposunu bildiğim için teklif etmedim. Sonra, Ekşi Sözlük'ün kurumsal iletişim direktörü (nam-ı diğer dusunen hayvanin onde gideni) Emre Boztepe'ye konuyu açtım. Büyük bir kibarlıkla, teklifimi kabul etti. Başlangıçta planım, klasik anlamda bir görüşme yapmak ve bu görüşmeden derleyeceğim röportajımı blogumda yayınlamaktı. Ancak daha sonra bu röportajı Twitter'da canlı olarak yapmanın daha doğru olacağı kararına vardım. Evet, 2 Şubat Perşembe günü Emre Boztepe ile Twitter'da canlı röportaj yapacağım. Bu röportajı canlı takip etmek isteyenler beni, twitter.com/altcmd den takip edebilirler. Röportaj gerçekleştikten sonra röportajın detayları yine bu blogda olacak.

29 Ocak 2012 Pazar

SOSYAL MEDYANIN YALNIZLARI YALNIZLARDISCOSU'NU ÇOK SEVDİ

Daha önce "Geleneksel Medya ile Sosyal Medyayı Buluşturan Yapımlar" başlığıyla yayınladığım yazımı bugün birkaç düzenlemeyle tekrar yayınlamaya karar verdim. Bu kararı almamdaki sebep, Okan Bayülgen'in Kraliyet Ailesi'nin son haftalarda -özellikle geçen akşam- gösterdiği başarıdır.


Sosyal medyanın artan gücü, geleneksel medyayı da etkiliyor ve böylece yeni bir medya kültürü ortaya çıkarıyor. Bunun en somut örneği, sosyal medya ile geleneksel medyayı birleştiren programlar. Öyle ki, neredeyse her programda elinde tabletiyle, gelen izleyici yorumlarına göz gezdiren sunucu ile karşılaşmak mümkün. Ancak bazı yapımlar var ki, onlar sadece izleyici yorumlarını takip etmekle kalmıyor, program içeriğini oluştururken de sosyal medyadan faydalanıyorlar. Bazı programlar, sosyal medyada günün konusu olmayı dahi başarıyor. Hatta, programda öne çıkan anları kendi açtıkları sosyal medya hesapları ile, program sonrasına da taşıyan yapımlar var ki, onları hayranlıkla izliyorum.
Okan Bayülgen Televizyon Çocuğu’nu yaparken, ben ilkokula henüz başlamış bir çocuktum. Sonra Zaga geldi, ben biraz daha büyüdüm. Ailemin “erken yat” ısrarlarına karşı, gece geç saatlere kadar bekleyip (1 rakamıyla başlayan yaştaki birisi için geç bir saatti) Zaga’yı izlerdim… Yıllar geçti, teknoloji gelişti ve hatta televizyon değişti… Ozamanki “talk-show” formatında ısrar edenlere karşı Okan Bayülgen, sürekli yenilikler denedi. Tüm “denemeler”inde de muvaffak oldu. Şimdi dönem, sosyal medya dönemi… Gündemi belirleyen konular sosyal medyada doğuyor ve buradan geleneksel medyaya kayıyor, çoğu zaman… İşte bu noktada, sosyal medyayı program formatına “sırıtmayacak” şekilde yerleştirebilen yapımlar gençlerin ilgisini çekebiliyor. O programlardan biri de Okan Bayülgen’in TV8’de yayınlanan Kraliyet Ailesi programları…

Haftanın beş gününe yayılan programlar dizisinde Okan, her programda farklı bir konuyu farklı bir bakış açısı ile ele alıyor. Programlarında geleneksel medyada yer alma şansı olmayan bazı konulara yer veriyor: Öğretmenlerin atan(a)mama sorunu gibi… Ancak benim aklıma ilk gelen örnek, üzücü Van Depremi için hazırlanan özel program oluyor… Program boyunca canlı telefon bağlantılarının yanısıra izleyiciler, Twitter’dan attıkları tweetlerle programa destek oldular. Akabinde günün “hashtag”i “evimevindirvan,” sosyal medyada çokça konuşuldu. Programı izleyemeyenler, programın bazı bölümlerine Okan Bayülgen’in YouTube kanalı kingodiscotv’den ulaşabilirler. (http://www.youtube.com/user/kingodiscotv#p/u/7/ENSEC6AbfB4)

Dün gece Okan Bayülgen, bir kez daha izleyicilerini ekran başına kilitledi ve onlar için 28 Ocak gecesini unutulmaz kıldı. Gecenin konusu yalnızlıktı. Nurseli İdiz, Cem Adrian, Model, Mabel Matiz ve daha birçok sanatçının konuk olduğu programda yalnızlık üzerine şiirler okundu, şarkılar söylendi. Sosyal medyada günün konusu #BenceYalnizlik oldu. Twitter üzerinden, izleyiciler "BenceYalnızlık" dediler ve gecenin ilerleyen saatlerinde Cem Adrian, Mabel Matiz ve  #yalnizlardiscosu dünya trending topic listesine girdiler.

28 Ocak 2012 Cumartesi

FACEBOOK SAYFANIZ HAZIR


Küçük ölçekli yerel işletmelerden, büyük çaplı uluslarası sermayeli firmalara kadar birçok marka Facebook’ta yer almak istiyor. Facebook sayfaları, markanızı sosyal medya dünyasına taşımak için önemli bir araç. Peki, Facebook sayfası hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Facebook sayfaları hizmeti markalara, yerel işletmelere ve kişilere hedef kitlelerine ulaşmaları için bir fırsat tanıyor. Facebook, bu hizmeti kullanıcılarına ücretsiz sunuyor. Yapacağınız küçük değişikliklerle, Facebook sayfanıza daha profesyonel bir görünüm kazandırabilir, sayfanıza gelenler için kurumsal bir imaj çizebilirsiniz. Facebook sayfası kurmak son derece pratik olsa da, sayfayı gerçek anlamda hazırlamak biraz meşakatli. Keza, sayfayı hazırladıktan sonra yönetmek de bir o kadar zor. Şimdi Facebook’ta sayfa hazırlamayı adımlarla anlatalım.

Facebook’ta arama kısmında “Facebook Pages” anahtar kelimelerini tarayın. Sayfalar kısmında açılan FacebookPages sayfasına tıklayın. Bu sayfada yer alan bilgilere hızlıca bir göz atın ve sayfanın sağ üst köşesinde yer alan Sayfa Oluştur butonuna tıklayın. Yerel İşletme veya Yer, Marka veya Ürün gibi sayfa türlerinden size uygun olanı seçin. Bir kategori belirleyin ve adres, telefon, web sitesi gibi alanları eksiksiz bir şekilde doldurun. Daha sonra sayfanıza bir ad verin, bu adın markanızı doğru yansıtmasına dikkat edin. Bu adımdan sonra sayfanızı arkadaşlarınıza duyurun. Sayfanız yayınlanmaya hazır. İsterseniz yayınla seçeneğini seçip, sayfanızı hemen yayına sokabilirsiniz ya da daha sonra seçeneğini tıklayarak sayfanızda yeterli içerik üretmek için zaman kazanabilirsiniz. Benim bu noktada önerim, ikinci seçeneği seçmek olacaktır. Zira, en yakın arkadaşlarınız dahi karşılarında boş bir sayfa gördüklerinde beğen butonuna tıklamak istemeyeceklerdir.

Avatar Hazırlama

Sayfanızın sol üst köşesinde; duvar, bilgiler v.b. eklentilerin üzerindeki alan avatar olarak adlandırılan görselin yer alacağı kısımdır. Buraya markanızla ilgili bir görsel ekleyerek, sayfanızı daha anlaşılır kılabilirsiniz. Böylelikle sayfanıza gelenler, bu sayfanın sizin markanıza ait olduğunu anlayabilirler. Avatar hazırlarken dikkat edilmesi gereken nokta, elbette yaratıcı olabilmektir. Salt marka görselini avatar olarak kullanabileceğiniz gibi, markanızın logosunu da içeren yaratıcı bir avatar geliştirebilirsiniz. Türkiye’nin en büyük dijital ajanslarından Promoqube ve Ekşi Sözlük’ün sosyal medya ajansı Social IQ’nun sayfalarında yer alan avatarlar, yaratıcı avatarlara örnek verilebilir.

Banner Hazırlama

Sayfanızın üstündeki kısımda, sayfanızda paylaştığınız resimler yer alır. Ancak bu kısmı bir banner olarak da tasarlayabilirsiniz. Markanızı doğru ifade eden görsellerle hazırlayacağınız bannerlar, sayfanıza daha profesyonel bir görünüm kazandıracaktır. Bu blogun Facebook Sayfası’ndaki (facebook.com/sosyalmedyacalismalari) banner, buna bir örnek olabilir.

Eklentiler Ekleme


Facebook sayfanızın sol tarafında kalan bölgeye (duvar, bilgiler v.b.) yeni eklentiler ekleyerek sayfanızı daha kullanışlı ve daha kurumsal bir şekle kavuşturabilirsiniz. Sözgelimi, sayfanıza gelenleri karşılamak için bir Hoşgeldiniz eklentisi hazırlayabilir ya da sayfa kuralları için bir eklentiden faydalanabilirsiniz. Sayfanıza eklenti eklemenin çeşitli yolları vardır. İsterseniz bir developerla anlaşıp sayfanıza özel bir eklenti hazırlatabilirsiniz ya da bu iş için hazırlanmış ücretsiz uygulamalardan yararlanabilirsiniz. Bu ücretsiz uygulamaların en bilineni ve en çok tercih edileni PageModo (https://apps.facebook.com/pagemodotwo/) size uygun olabilir.

URL Oluşturma

Sayfanız yeterli beğeniye ulaştığında (25 beğeni) sayfanız için bir URL oluşturabilirsiniz. Böylece bu URL’yi kullanarak, kişileri sayfanıza kolayca yönlendirebilirsiniz. URL oluştururken dikkat etmeniz gereken nokta, bu URL’nin daha önce başka bir kullanıcı tarafından alınmamış olmasıdır. Ayrıca, oluşturacağınız URL’nin başkalarının telif haklarını ihlal etmediğine ve sayfa ismini doğru yansıttığına emin olun. URL bir kez oluşturulduktan sonra değiştirilemez. Bu sebeple, URL oluşturmak için acele etmeyin ve en doğru tercih yapmaya çalışın.

İçerik Oluşturma

Sayfanızda, sayfanıza gelenlerin ilgisini çekebilecek ve yaptığınız işle alakalı içerikler üretin. Bu içeriklerin doğru ve güncel olmasına dikkat edin. İçerik üretirken başka platformlardan (YouTube, Blogger v.b.) yararlanabileceğiniz gibi notlar bölümünden kendiniz de içerik oluşturabilirsiniz. Ayrıca, görseller paylaşarak da içerik oluşturmanız mümkündür. Kaliteli içerik oluşturmak önemlidir çünkü bu içeriklerin paylaşılması, virallik yaratarak sayfanızın daha fazla kişiye ulaşmasına olanak sağlar.

Soru Sorma

Sayfanızı beğenenlere sorular sorarak onların algılarını ölçün. Sorduğunuz soruların, markanızla ilgili olmasına dikkat edin.

Facebook’ta bir sayfa oluşturmak, kolay gibi görünse de aslında zor ve teknik bir iştir. Facebook sayfanızı oluşturmak ve yönetmek için dijital ajanslardan faydalanabilirsiniz.

27 Ocak 2012 Cuma

FACEBOOK REKLAMLARI: ARTILAR VE EKSİLER

Kabul edin ya da etmeyin, Facebook 21. yüzyılın en büyük fenomenlerinden… Eğer tahminler doğru çıkarsa Facebook, 2012 yazının son aylarında 1 milyar kullanıcıya ulaşacak. 1 milyar kullanıcı, reklam verenler için iştah kabartıcı bir rakam… Peki Facebook reklamları optimum bir şekilde kullanılıyor mu? Facebook’ta reklam vermenin artıları ve eksileri neler?

Facebook’un neredeyse kurulduğu günden beri, bir reklam mecrası olarak nasıl kullanılacağı merak konusu oldu. Tahminler gösteriyor ki Facebook, bu yıl reklamlardan 3 milyar dolarlık bir gelir elde edecek, bu gerçekten büyük bir rakam. Peki, Facebook reklam verenler tarafından bu denli tercih edilen bir ortamken, neden hala kafalarda Facebook reklamları ile ilgili sorular var? Aslında bunun nedeni çok açık; Facebook’ta verilen reklamların geri dönüşleri halen tam anlamıyla ölçülemiyor. Yine de birçok otoritenin hem fikir olduğu nokta, Facebook’ta verilen reklamların tüketiciyi kısa vadede satın almaya yönlendirmese dahi, uzun vadede satın alma eyleminin gerçekleşeceği yönünde. Kısacası kullanıcılar, sayfaların sağ tarafında bulunan reklamlara tıklamasalar bile bu onların, o reklamlarla etkileşime geçmediği anlamına gelmiyor.

Televizyonda ya da diğer mecralarda verilen reklamlar ile Facebook’taki reklamlar aynı mantıkta işlemiyor. Zira, sözgelimi televizyona reklam verdiğinizde, reklamınızın kimlere gösterileceğini, ne zaman gösterileceğini ya da ne kadar gösterileceğini, pratikte, seçemezsiniz. Geleneksel mecralarda reklam verirken, iletmek istediğiniz mesajı doğru kitleye aktarmanızı sağlayacak bir mekanizma yoktur. Yani gelinlik satan bir mağazanın televizyondaki reklamını, 7 yaşındaki bir çocuk ya da 70 yaşında emekli bir adam izleyebilir. Bu sizin hedef kitleniz değildir. Ancak kitleyi belirleme gibi bir şansınız olmadığı için bütçenizin bir kısmı çöpe gider. Ünlü bir CEO reklamlar için şunu demiştir: “Reklama ayırdığımız bütçenin yarısının çöpe gittiğini biliyorum. Ancak hangi yarısı olduğunu bilmiyorum.”

Facebook reklamlarını kullanarak, kitlenizin yaşından, eğitim durumuna, hatta beğenilerine kadar geleneksel medyada yapamayacağınız bir kitle hedeflemesi yapabilirsiniz. Bu, iletmek istediğiniz mesajın, nispeten, daha doğru kişilere ulaşacağı anlamına gelir. Böylece reklam için ayrıdığınız bütçe, nispeten daha optimum bir geri dönüş yaratır. Ancak bu demek değil ki, Facebook reklamları %100 etkilidir. Öncelikle, Facebook’a reklam verirken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var;
  • Markanız için bir Facebook sayfası oluşturun: Markaların resmi web sitelerinin ziyaretçi sayısının gitgide azaldığı bilinen bir gerçek. Müşteri kitlenizin çok büyük bir kısmı Facebook’tayken, sizin onların ayağına gitmeniz, yani web sitenizi Facebook’a taşımanız daha sağlıklı olacaktır.
  • “Less is more” mottosuna güvenin: İleteceğiniz mesajın 140 karakteri aşamayacağını aklınızın bir köşesinde tutun. Mesajınızın kısa ancak vurucu (punchy) olmasına dikkat edin. Reklam metnini hazırlarken dikkat çekici (hook) bir bilgi verin ve ardından kişileri sayfanızı beğenmeye davet edin.
  • Dürüst olun: Reklam metninde yer alan bilgilerin doğru, kanıtlanabilir olmasına özen gösterin. Yanlış bilgi vermekten kaçının. Sözgelimi bir e-ticaret platformu iseniz, sayfanızda yer almayan ürünler için reklam vermeyin ya da ürünlere uygulanan indirim oranlarını abartmayın.
  • Facebook dilini kullanın: Sosyal medyanın ve özellikle Facebook’un kendine özgü bir kültür ve dil oluşturduğu fikrini kabullenin. Kitlenizle, onların diliyle konuşun. Ancak bu dilin, noktalama işaretlerinden yoksun ya da dikte hataları ile dolu olduğunu düşünmeyin.
  • Kitlenizi doğru belirleyin: Kitle hedeflemesi yaparken, makul ve mantıklı olmaya çalışın. Yani, eğer bir kadın pedi reklamı veriyorsanız, hedef kitlenizde erkeklerin yer alması mantıksız olacaktır. Keza, traş makinesi pazarlıyorsanız kitle hedeflemenizde kadınların yer alması gereksizdir.
  • Seçenekler üretin: Reklam verirken bir kreatif ve bir metin kullanmak yerine kreatif ve metinlerde varyasyonlar üretin. Farklı kitlelere farklı kreatiflerle yaklaşın. Örneğin bir bira reklamı yapıyorsanız, futbol seven bir üniversite öğrencisi ile, emekli bir mühendisin bira tüketme alışkanlıklarının farklı olduğunu unutmayın. Hedeflemenizi ve kullanacağınız kreatifi buna göre belirleyin.
  • Bütçenizi doğru belirleyin: Çok fazla para, çok fazla kitle demek değildir. Eğer CPC bir reklam verdiyseniz, reklamınızın tekil tıklanma sayısına göre Facebook’a para ödersiniz. Ancak reklamınıza her tıklayan, beğen butonuna ya da satın al butonuna yönelmeyebilir. Bu noktada para değil, yaratıcılık konuşur. Büyük bir bütçe yönetmek istiyorsanız, reklamınızı daha uzun zamana yayın. Kreatif alternatifleriniz 5’in üzerinde olsun. Eğer daha mütevazi bir bütçeniz varsa, gerilla bir reklam yapın. Yaratıcı ve dikkat çekici olmaya özen gösterin.
Yukarıda sayılanlar, Facebook’ta verdiğiniz reklamdan optimum fayda sağlamanız için size yardımcı olabilir. Facebook’ta reklam verirken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus reklam türleridir. Facebook’ta iki tür reklam verebilirsiniz: Facebook reklamları ve sponsorlu haberler. Reklam stratejinize bağlı olarak bu iki türden birini seçebilir ya da ikisini birden kullanabilirsiniz.
Facebook reklamlarının birçok avantajı vardır. Bu avantajların başında kitle hedeflemesi gelir. Diğer bir önemli avantaj ise görece küçük bütçelerle, büyük etkiler yaratabilmektir. Ancak belki de en önemli avantaj, müşterilerinize sosyal ağlarından yaklaşabilmenizdir. Pazarlama duayeni Philip Kotler şunu der; “En başarılı pazarlama kampanyası dahi, yakın bir arkadaşın tavsiyesinden daha etkili olamaz.” İşte Facebook reklamları ile, kitlenize, arkadaşlarının deneyimlerini satabilirsiniz. “Ayşe bunu beğendi.” ibaresinin satın alma kararı üzerindeki etkisi, binlerce liralık bir reklam kampanyasından daha etkili olabilir. Bunu, geleneksel mecralarda yapma şansınız yoktur. Facebook reklamlarının dezavantajlarına gelecek olursak; Facebook reklamlarının geri dönüşü ölçülebilir değildir. Yani, Facebook reklamlarının satış rakamlarınıza nasıl bir katkıda bulunacağını öngöremezsiniz. Haliyle, Facebook reklamları için doğru bir bütçe belirlemeniz zordur. Facebook reklamları B2C’de başarılı olabilirken, B2B için aynı başarı yakalanamayabilir. Kitle hedeflemesi olmasına karşın, her zaman istediğiniz kişilere ulaşamayabilirsiniz. Facebook’ta paylaşım çok hızlı olduğu için, hakkınızda kötü bir haberin yayılması da son derece hızlı olacaktır. Bu iyi bir sosyal medya yönetimi gerektirir.

Facebook reklam verenler için çok önemli bir mecra. Facebook’un reklam verenler için geliştireceği yeni uygulama ve özelliklerle bu önemini daha da artıracağı su götürmez bir gerçek.

NOT: Facebook reklamları hakkında daha fazla bilgi için: https://www.facebook.com/advertising/